Demokratikleşme mi? Hemen Şimdi…





Demokratikleşme mi? Hemen Şimdi…

1. Bölüm

Evet, son sekiz on yıldır ülkemizde olağan-üstü- şeyler oluyor. Ecevit hükümeti döneminde başlayan ancak Ak Parti hükümetleri ile ivme kazanan gelişmeler Türkiye tarihini iyi bilenler için neler oluyor dedirtecek kadar olağan-üstü- gelişmeler olduğunu gösteriyor…

Osmanlı devletinin son dönemlerinden itibaren başlayan içeriye kapanma ve dış dünya ile ilişkileri zorunlu haller dışında minimize etme politikası yerini olağanüstü hızlı bir ilerleme ile başlayan bir değişim ve dönüşüm politikası aldı.

Özellikle 1924 ile 1999 yılları arasında devam eden sert ve tartışılmaz tabular bugün yumuşayarak tartışılabilir hale, hatta değiştirilebilir duruma geldi. Türkiye için kritik sayılabilecek başlıkları şöyle sıralayabiliriz.

-1946 Çok partili hayata geçiş denemesi

-1950 Seçimleri ve Demokrat Parti

-1960 Darbesi
(Osmanlıdan beri devam eden bir darbecilik geleneğinin zirvesi hükmündedir. Bu olay siyasi tarihimizde yeni bir gelenek başlatmış olup Türkiye’nin bir fetret dönemi yaşamasına neden olması bakımından son derece önemlidir…)

-1970 Müdahalesi

-1980 Darbesi

-1983 Seçimleri ve Özal döneminin başlaması
(Bu dönem Türkiye için bir değişim ve dönüşümün başladığı dönem olmuştur ancak Turgut Özal oldukça büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Statükocu kesimin sert direnişi karşısında zaman zaman geri adım atmıştır.)

-1993 Turgut Özal’ın ölümü
(Böylelikle ilk değişim ve dönüşüm denemesi Özal’ın ölümüyle son bulacaktır)

-2002 seçimleri ve Ak Parti’nin tek başına iktidar olması

Özellikle son on yılda siyasi tarihimizde bir benzeri daha olmayan bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Siyasi ve ekonomik alanda birçok tabunun yıkılmasının yanında dış politikada da kazan kazan politikasının çok kazandırdığı görülmektedir…


Yukarıda genel olarak özetlemeye çalıştığımız Türkiye’nin dünü ve bugününü ikinci bölümde son on yılda özellikle içerde meydana gelen değişim ve dönüşümü ele alacağız.

2. Bölüm

Ebedi düşman kabul edilen komşu ülkeler(İran-Irak-Suriye-Ermenistan-Yunanistan):
Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini düzeltmesi ve durma noktasına gelen ticari faaliyetlerin yeniden canlanması…

Kıbrıs:
Kıbrıs’ta 30 yıl devam eden çözümsüzlüğü çözüm olarak kabul etme politikasından vazgeçilerek Türkiye’nin Kıbrıs konusunda Dünya’da çözümsüzlük değil çözüm ve barışı istediği görülmüştür…

Avrupa Birliği:
Osmanlı Devleti zamanından beri devam eden batıcılık bu dönemde farklı olarak ele alınmıştır. Sadece Türkiye’nin değil batınında Türkiye’ye ihtiyacının olduğu kabul ettirilmiştir. Bugüne kadar batı Türkiye’den ne vazgeçmiş nede Türkiye’yi bir batılı devlet olarak kabul etmiştir. Ancak yeni dönemde Türkiye’nin komşularıyla ve diğer dünya ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi karşısında batı tavrını değiştirmek zorunda kalmıştır.

İslam Dünyası:
İslam dünyası şimdiye kadar tehdit olarak algılanmış her defasında Türkiye’nin yönünün doğuya döndüğü ekseninin kaydığı safsataları öne sürülerek Türkiye’nin İslam ülkeleriyle iyi ilişkiler kurması engellenmiştir
Fakat yeni dönemde bu alanda da tabular yıkılmış değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. İslam konferansına Türkiye’den bir isim seçilmiş Türkiye’nin orta doğuda asli misyonu ve önderlik ruhu yeniden hatırlanmıştır.
Türkiye hem doğu ile köklerini sağlamlaştırırken aynı zamanda batı ile ilişkilerini geliştirerek yeniden dünya siyasetinde muvazene unsuru bir devlet olma yolunda kararlı ve sağlam adımlar atmaktadır. Evet, Türkiye şanlı tarihimizde olduğu gibi yine ve yeniden kendini bulmaktadır. Bu da elbette ki içerdeki ve dışarıdaki düşmanları tedirgin ediyor ve etmeye de devam edecektir.

Afrika :
Hep ihmal ettiğimiz bu kara kıta meğer ne kadar da bize ihtiyaç duyuyormuş ama heyhat biz kafamızı kaldırıp ta çevremize bakamamışız. Ancak son dönemde Türkiye Afrika ülkelerinde de sıkça adından söz ettirmektedir. Aynı zamanda ticari ve siyasi ilişkiler hızla geliştirilmektedir…

Balkanlar:
Fazlasıyla ihmal ettiğimiz balkanlarda yeniden varlığımızı yeniden hissettirmekteyiz. Balkan ülkeleriyle ticari ve siyasi ilişkilerimizi geliştirmekteyiz.

Orta Asya :
Kardeş ülkelerle ilişkilerimiz hiçbir dönemde olmadığı kadar gerçekçi bir politika ile yürütülmekte olup, bu ülkelerle ticari ve siyasi ilişkiler hızla geliştirilmektedir…

3. Bölüm

Şimdiye kadar birçok anket yapıldı ve Türkiye’nin en önemli meselesi nedir diye soruldu. Hemen hemen aynı meseleler dönem dönem yer değiştirerek Türkiye’nin en önemli meseleleri olarak hep listede yer aldılar.
Biz ise siyasetçilerin bu meseleleri çözme şöyle dursun bu meselelerden siyasi rant elde ettiklerini defaatle müşahede ettik.

Peki, neydi bu çözümsüz problemler;
Kürt meselesi
Ekonomik gelişmeler
Siyasi değişim
Darbeler ve müdahaleler
Komşularla ilişkiler vs.

Bugün görüyoruz ki demokratikleşme ile bu meseleler toptan halledilmeye çalışılmaktadır. Her ne şekilde olursa olsun ve her kim yaparsa yapsın bize düşen bu demokratikleşmeye destek vermektir.
Türkiye’de birçok tabu yıkılıyor. Evet, tabu diyoruz çünkü bu problemlerin her bir başlı başına çözümsüzleştirilmiştir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Türkiye şimdiye kadar meselelerinin çözümünü zamana bırakmış ve çözüm noktasında bir çaba sarf etmemiştir. Bu problemleri çözmek isteyenler de her defasında hain olarak ilan edilmiştir.
Ancak son yıllarda görüldü ki Türkiye mevcut problemlerini çözebilecek güçte ve yeterliliktedir. Evet, Türkiye bütün sorunlarını tam bir demokrasi ile çözebilir.

Bu son bölümde ise Türkiye’nin en önemli meselesi olarak gördüğümüz Kürt Meselesi’nin nasıl çözülüyor olduğunu ele alacağız…

Kürt meselesi:

Bu bölüm ikinci bir makale olarak Kürt Meselsi ve Tarihsel Gelişimi’yle beraber ’Kürt Meselesi Çözülürken’ başlığıyla sunulacaktır…





Yücel Demirtaş





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

EDİTÖR:YÜCEL DEMİRTAŞ
 
..................
Reklam
 
GAZETELER
 


İLÇEM HABER GAZETESİ
 
form name="webCI">
ZİYARETÇİ SAYISI
 
AĞRI-ELEŞKİRT- YAYLADÜZÜ BELDESİ- TASARLAYAN :YÜCEL DEMİRTAŞ ZİYARETÇİ SAYISI
AYIN ŞİİRİ
 

"
''KAN AĞLIYOR''
Yer ve gök kan ağlıyor, Ağıtlar yakılıyor her tarafta. Hüzün tohumları saçılmış, İnsanlar çaresiz ve yorgun, Kan ağlıyor yer ve gök.
Yırtılmış demir perdeler, Namus ayaklar altında. Hakka kapanmış tüm gönüller, Ve… Haya kalmamış insanlarda Kan ağlıyor yer ve gök
Her tarafta kan ağlıyor insanlık, Kosova, Bosna, Irak ve Afganistan. İnsanca yaşamak için harcanıyor insan. Her tarafa kan ve barut kokusu yayılıyor. Kan ağlıyor yer ve gök. ...
Hayaller prangalı, Bin bir ızdırap yüklü sineler. Çocuklar çaresiz, anneler kırgın. Genç delikanlılar yorgun mu yorgun, Kan ağlıyor yer ve gök.


Dayan Bosnalım, dayan Kosovalım, Dayan Afganım, Iraklım, Habeşim. Kan ağlayışın duracaktır elbet! Heyhat! unutulur mu senin davan. Kan ağlıyor yer ve gök
Kutsal olmasaydı çekilen çileler, Katlanır mıydı çilelere yüce PEYGAMBER. Ve… Yeniden yaşamak için GÜL DEVRİ’ni Kan ağlıyor yer ve gök
25 Nisan 1999 Yücel DEMİRTAŞ

ı

(---)

---------------------
 
Bugün 20300 ziyaretçi (34883 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
......................... BetüL Fm İstek Paneli, İstek, İstek Paneli, Radyo İstek, Radyo BetüL İstek Hattı, SanaL Radyo İstek, İstek İste